5 Bin Yıllık Tarih Tarla Altında !

Amasra’dan 5 bin yıllık tarih fışkırıyor… Milattan önce  3000’li yıllarda kurulduğu bilinen, Helenistik, Roma, Bizans ve Ceneviz dönemi  yerleşim merkezlerinden Amasra, 5 bin yıllık tarihin izlerini taşıyor. Amasra  Müze Müdürü Aydın: – “Amasra, eski Yunan ve Roma kentleri gibi bir antik kent ve  o dönemlerin bir eyalet merkezi konumunda “Tarım alanlarının altında kalan  yüzde 40’lık antik kentin korunması, kollanması, bunun gelecek kuşaklara sağlıklı  bir şekilde aktarılması insanlığın kültür tarihi, kültürel miras açısından  oldukça önem arz eden bir husustur” “Bilimsel kurtarma kazılarını başlattığımız  ilçede bu antik kenti gün yüzüne çıkarmayı hedefliyoruz”

Milattan önce 3000’li yıllarda  kurulduğu bilinen, Helenistik, Roma, Bizans ve Ceneviz dönemi yerleşim  merkezlerinden Amasra’da, antik kentin yüzde 40’ının tarlaların altında olduğu  bildirildi.

 

Erken Bronz Çağı’nda kurulduğu düşünülen ve İranlı prenses Amastris’in  yönetimi döneminde en parlak zamanını yaşayan Amasra, 5 bin yıllık tarihin  izlerini taşıyor.

Helenistik, Roma, Bizans, Ceneviz, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait  çok sayıda eserin bulunduğu bilinen ilçede kurtarma kazılarında ortaya çıkan  eserler üzerinde yapılan incelemeler, antik çağlarda ilçede görkemli yapılar  olduğunu ortaya koyuyor.

 

Bugüne kadarki çalışmalarda ortaya çıkan eserler, ilçe tarihinin 5 bin  yıllık geçmişe sahip olduğu konusunda önemli bulgular verirken, antik kent  yapılarının yarısının ise yerleşime açılmayan alanların altında kaldığı  düşünülüyor.

 

Amasra Müze Müdürü Baran Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada,  Amasra’nın, Ege, Akdeniz ile eski Yunan ve Roma kentleri gibi bir antik kent ve o  dönemlerin bir eyalet merkezi konumunda olduğuna dikkati çekti.

 

Kurtarma kazılarıyla ortaya çıkan yapıların, yerleşimin geniş alanda  hakim olduğunu gösterdiğini ve bugünkü 6 bin nüfuslu ilçede Roma döneminde 40-50  bin kişinin yaşadığını ortaya koyduğuna da işaret eden Aydın, bunu ilçeye gelen  yerli ve yabancı bilim adamlarıyla yapılan araştırmaların da gösterdiğini  anlattı.

 

İlçede Müze Müdürlüğünce yapılan dijital haritalandırma çalışmalarıyla  da antik kente ait caddelerin, yapıların yayılımı konusunda fikir sahibi  olduklarını kaydeden Aydın, “Özellikle Ege ve Akdeniz’deki gibi eski adıyla  ‘Amastris’ olan Amasra’nın da mermer sütunlu caddeler, bazilikalar (kilise),  tapınak ve stadyumlar gibi görkemli anıtsal kamu yapılarının yanı sıra sivil  mimarlık örneklerini de içeren bir antik kent olduğunu söyleyebiliriz.” dedi.

 

Geçmiş yüzyıllarda ilçeyi ziyaret eden gezginlerin notlarında da  tapınak kalıntısından çeşme binalarına, caddelerden mağaralara kadar birçok  görsel anıttan bahsedildiğini dile getiren Aydın, şöyle devam etti:

 

“Fakat bunların çok azı günümüze kalabilmiş durumda. Bazıları zaman  içerisinde sellerin getirmiş olduğu mil tabakaları altında kalmış. Müze  Müdürlüğümüzün yaptığı kazı çalışmalarında bunlarla ilgili örneklere rastlıyoruz.  Bizans dönemine ait erzak odası olduğu tahmin edilen yapıdan Roma dönemine ait  hamamlara, toplantı salonundan özel taban mozaikli evlere kadar yapılar ortaya  çıkıyor. Mesela, müzenin arkasında apartmanların olduğu bölümde Roma villalarının  olduğunu biliyoruz. Şehir merkezinde bir Roma hamamı çıkmışsa onun çevresindeki  modern yerleşimin, yani apartmanların altında da görkemli yapıların olduğunu  söyleyebiliriz.”

– “Antik kenti gün yüzüne çıkarmayı hedefliyoruz”

  

Aydın, ilçede yapılan bilimsel kurtarma kazılarıyla antik kentin  yayılımı hakkında bilgi edindiklerini, bunun ilk somut örneğini de yaklaşık 4  metre uzunluğundaki sütunların çıktığı bir tapınak kalıntısıyla gördüklerini  ifade etti.

 

İlçede, bakir alanların altında da görkemli yapıların olduğuna dair  izlere rastlandığını aktaran Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Kazı çalışmalarından çıkan eserler ve yaptığımız sondaj  çalışmalarıyla antik kentin yüzde 40’ının tarlaların altında olduğunu  söyleyebiliriz. Tabii geri kalan bölümün büyük kısmı modern yapılar ve apartman  temellerinin altında kalmış olsa da geriye kalan boş alanlar da bizim için önemli  bir umuttur. Tarım alanlarının altında kalan yüzde 40’lık antik kentin korunması,  kollanması, bunun gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılması insanlığın  kültür tarihi, kültürel miras açısından oldukça önem arz eden bir husustur.  Bilimsel kurtarma kazılarını başlattığımız ilçede bu antik kenti gün yüzüne  çıkarmayı hedefliyoruz.”

 

Türkiye ve dünya genelinde, özellikle Akdeniz havzasında antik  kentlerin ve antik kültürlerin yoğun olarak yeşerdiği bölgelerde toprak üstünde  açıkta birçok eserin bulunduğunu anımsatan Aydın, ilçedeki kültürel mirasın da  tahrip olmaması, yıkılmaması ve kaybolmaması için ne gerekiyorsa yapılması  gerektiğini, kendilerinin de çalışmalarını bu yönde yürüttüklerini sözlerine  ekledi.

Paylaş

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here