Gazetenin İlk Sayfasını Thomas Markert’a Verdi

Anayasa değişikliğine ilişkin görüşmelerde bulunmak üzere Ankara’da bulunan Venedik Komisyonu üyelerini Milliyetçi Hareket Partisi adına kabul eden Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Venedik Komisyonuna 2010’daki Anayasa değişikliğine verdikleri desteği hatırlattı.

Venedik Komisyonu 16 Nisan’da referanduma sunulacak olan Anayasa değişikliğine ilişkin olarak görüş alışverişinde bulunmak üzere Ankara’daydı. Venedik Komisyonu Onursal Başkanı Hanna Suchocka, Venedik Komisyonu Genel Sekreteri Thomas Markert, Venedik Komisyonu İrlanda üyesi Richard Barrett ve Venedik Komisyonu Genel Sekreter Yardımcısı Simona Granata-Menghini’den oluşan heyeti Milliyetçi Hareket Partisi adına Grup Başkanvekili Erkan AKÇAY kabul etti. MHP’li Akçay görüşmede Venedik Komisyonuna 2010’daki Anayasa değişikliğine verdikleri desteği hatırlattı.

Venedik Komisyonu genel sekreteri Markert’in 25 Mart 2010 tarihinde Zaman Gazetesine verdiği röportajı gündeme getiren MHP’li Akçay gazetenin ilk sayfasını Thomas Markert’a verdi.

Venedik Komisyonunun 2010’daki Anayasa değişikliğine dikkat çeken MHP’li Akçay, “Terör örgütü FETÖ’nün yayın organı olması münasebetiyle kapatılan Zaman Gazetesinin 25 Mart 2010 tarihli baskısında Sayın Genel Sekreterin bir röportajı yer almaktadır. ‘Venedik Komisyonundan pakete tam destek’başlığıyla manşetten verilen röportajda sayın genel sekreter paketteki değişiklikleri memnuniyetle karşıladıklarını ifade etmişti. Sayın genel sekterin o gün desteklediği Anayasa değişikliği paketini Türkiye’de en sert eleştiren Milliyetçi Hareket Partisiydi. O gün biz getirilen sistemin yargıyı siyasallaştıracağını, kutuplaştıracağını, kamplaştıracağını anlatırken Venedik Komisyonu değişiklik paketini destekliyordu. 15 Temmuz’u yaşayan bir Türkiye’de 2010’daki Anayasa değişikliğinin ne gibi zararlara sebep olduğu bugün daha iyi anlaşılmaktadır.” dedi.

MHP’li Akçay, 2010’daki Anayasa değişikliğini destekleyen Venedik Komisyonunun bugünkü Anayasa değişikliğini de desteklemesi gerektiğini söyledi.

“YÜRÜTMEDE YETKİ-SORUMLULUK DENGESİ KURULUYOR”
MHP’li Erkan Akçay görüşmede Venedik Komisyonuna Anayasa değişikliğine ilişkin partisinin görüşlerini anlattı. 94 yıllık cumhuriyet tarihinde cumhurbaşkanı ile başbakanlar arasındaki ilişkilerin genelde sorunlu işlediğini belirten MHP’li Akçay Türkiye’de cumhurbaşkanının seçilememesinin 1980 darbesinde olduğu gibi darbeleri tetikleyici unsur olarak kullanıldığını ifade etti. Akçay Anayasa değişikliğinin cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaki krizleri sona erdirerek yürütmede çift başlılığın sona erdirildiğini söyleyen Akçay konuşmasına şöyle devam etti: “Şu anki sistemde cumhurbaşkanı Anayasa gereği çok geniş yetkilerle donatılmış olmasına rağmen hiçbir sorumluluk yüklenmemiştir. Bu Anayasa değişikliğiyle bir taraftan cumhurbaşkanı yetkilerinin çerçevesi çizilmekle birlikte sorumluluğu da Anayasal hükme bağlanmaktadır. Böylece yürütme erkinde yetki-sorumluluk dengesi kurulmaktadır.”

2007 HATIRLATMASI
Grup Başkanvekili Erkan Akçay konuşmasında 2007’deki Anayasa değişikliğini de hatırlattı. 2007 yılının Nisan ayında cumhurbaşkanın parlamentoda seçilemediğini hatırlatan Akçay 367 krizi ve sonrasındaki Anayasa değişikliğine dikkat çekti. 2007’de Cumhuriyet Halk Partisinin Cumhurbaşkanının meclisteki seçimi esnasında seçimin yapılabilmesi meclisteki toplantı yeter sayısının 367 olması gerektiğini söyleyerek meclisteki seçime girmediğini belirten Akçay konuşmasına şöyle devam etti: “Meclisteki oylamada Adalet ve Kalkınma Partisinin adayı Abdullah Gül 358 oy almıştı. Toplantı yeter sayısı dahi bulunamadı. Aynı akşam Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt e-muhtıra verdi. Bu aslında bir darbe teşebbüsüydü. Bunun üzerine hükümet için erken seçime gitmekten başka çare kalmamıştı ve böylece erken seçim kararı alındı. Bu gelişmeler yaşanırken Milliyetçi Hareket Partisi parlamento dışındaydı. Neticede 22 Temmuz 2007’de milletvekili genel seçimleri gerçekleştirildi. Adalet ve Kalkınma Partisi 341 milletvekili ile tek başına iktidar oldu. Milliyetçi Hareket Partisi de 71 milletvekili ile parlamentoda yerini aldı. Milletvekili seçimleri sonrasında parlamentoda yapılan cumhurbaşkanlığı seçimine Milliyetçi Hareket Partisi’nin katılması suretiyle 367 krizi aşıldı. Milliyetçi Hareket Partisinin çabasıyla 367 krizi aşılmış oldu.

Parlamentonun cumhurbaşkanını seçememesi üzerine iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi de tepki olarak Anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini gündeme getirdi. Neticede bu Anayasa değişikliği teklifi için 21 Ekim 2007’de referanduma gidildi. Referandumda Türk milleti yüzde 69 çoğunlukla cumhurbaşkanının halk tarafından doğrudan seçilmesini kabul etti. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu referandumda ” hayır ” kampanyasında yer aldık. Cumhurbaşkanının parlamentoda seçilmesi için, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin sistemik krizlere sebep olabileceğine dair kampanya yürüttük. Ağustos 2014’te cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı seçildi ve 2007’de yaptığımız bu öngörülerimiz birer birer çıktı. Sistemdeki kriz çözülemediği gibi katı bir çift başlılık ortaya çıktı ve hükümeti de yönetmeye çalışan bir çift başlılık oluştu. Akabinde de 15 Temmuz hain darbe girişimine sahne oldu Türkiye. Bir tarafta halk tarafından seçilmiş, Anayasada geniş yetkilere haiz ancak hiçbir sorumluluk taşımayan bir cumhurbaşkanı. Diğer tarafta da halk tarafından seçilen bir başbakan. Bu krizi çözmek için Anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanı ile başbakanı birleştiriliyor ve cumhurbaşkanına kesin bir sorumluluk yükleniyor.”

Paylaş

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here